|
Kişinin belirli şiddette bir işi gerçekleştirebilmesi için kardiyovasküler, pulmoner ve iskelet-kas sistemlerinin eşgüdüm içerisinde çalışması gerekmektedir. Fiziksel işin başarılabilmesi için kas hücresi içerisinde enerji üretim ve kontraktil mekanizmaların düzgün çalışabilmesi gerekmektedir. Kas hücresinin ihtiyaç duyduğu oksijen ve substratların dokuya taşınması ve metabolik ara ve/veya son ürünlerin dokudan uzaklaştırılması için, metabolizmada kullanılan ya da son ürün olarak ortaya çıkan gazların düzgün biçimde atmosferden alınması veya atmosfere verilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle bahsi geçen üçlü sistemin bir tanesinin bile çalışma veriminin bir sebeple düşük olması tüm sistemin performansını etkileyebilecektir. Egzersiz testleri genel olarak performans ölçüm ve klinik tespit amaçlı gerçekleştirilebilir. Performans ölçümdeki amaç sporcu veya sedanter, sağlıklı bir bireyin genel olarak egzersiz kapasitesini değerlendirmek, egzersiz reçetesi düzenlemek ya da belirli bir süre gerçekleştirilmiş olan fiziksel etkinliğin etkisini değerlendirmek olabilir. Diğer yandan klinik amaçlı ölçümlerdeki amaç ise bir hastalığa dair bulgusu bulunan kişilerde teşhis, risk değerlendirilmesi, hastalığın prognozu veya olası tedavi girişimlerinin etkinliğini değerlendirmek olabilir.
Çeşitli egzersiz test yöntemleri bulunmakla beraber özellikle kardiyopulmoner işlevlerin klinik değerlendirilmesinde gaz değişimin ölçülmesinin önemi oldukça büyüktür. Gaz değişiminin ölçülmesi testi yapan kişiye, belirli bir iş yükünde yaratılan metabolik stresin bireyde oluşturduğu hücresel, kardiyovasküler ve pulmoner yanıtlarını değerlendirme fırsatı vermektedir.
Egzersiz intoleransı olarak adlandırılan durumda egzersiz, test yapılan kişi tarafından beklenen süre veya şiddetten önce sonlandırılmaktadır. Kişinin egzersize devam edememesine neden olan bulgular yorgunluk, dispne veya ağrı olabilir. Özellikle büyük kas gruplarının çalıştığı ve dokunun enerji üretimi için ihtiyaç duyduğu oksijenin dokuya ulaştırılamadığı veya doku tarafından kullanılamadığı durumlarda yorgunluk beklenenden görece daha erken gelişir. Yorgunluğun tam sebebi halen tartışılan bir konu olmakla beraber, intolerans kendisini egzersiz testinde oksijen tüketiminin ( O2) beklenilen belirli bir değere ulaşamaması olarak kendisini gösterir. Dispne egzersizin anormal sonuçlarından bir tanesi olarak kabul edilebilir. Pek çok olası nedenden ötürü oluşabilecek dispnenin ortak çıkarımı egzersiz sırasında ventilasyonun verimsiz gerçekleşmesidir. Özellikle göğüs bölgesinde hissedilen ağrı, koroner arter hastalığı bulunan kişilerde görülebilecek ortak bir bulgudur. Miyokardın oksijen ihtiyacının karşılanamaması ağrı olarak kendisini gösterir. Ayrıca, ağrı alt ektremitedeki oksijen desteği/tüketimi arasındaki dengesizlikten dolayı da ortaya çıkmaktadır.
Tipik bir kardiyopulmoner egzersiz testinde ölçülen değerlerin bir kısmı doğrudan ölçülmekte beraber bir kısmı da dolaylı olarak hesaplanarak elde edilmektedir. Ergospirometrenin gaz analizörleri ve akımölçeri ile oksijen tüketiminin (VO2) , tidal hacim sonu oksijen parsiyel basıncı (PETO2), karbondioksit üretimi (VCO2), tidal hacim sonu karbondioksit parsiyel basıncı (PETCO2), solunum frekansı, tidal hacim, dakika ventilasyon hacmi doğrudan ölçülürken oksijen ile karbondioksit işleri (VE/VO2 ve VE/VCO2), solunum değişim oranı (R : VO2 / VCO2), anaerobik eşik, nabız oksijeni (VO2/kalp atım hızı) dolaylı olarak türetilmektedir. Diğer yandan kullanılan ergometreye bağlı olarak kişinin egzersiz sırasında gerçekleştirmiş olduğu işi tespit etmek mümkündür. Ayrıca kişiden manometre ile kan basıncı ölçülebilmekte, EKG bağlantısı ile nabız ve elektriksel patern değişimleri hakkında fikir sahibi olunabilmektedir. Oksimetre kullanılarak test süresinde oksijen doygunluğunun takibi de yapılabilmektedir. Gerek duyulduğunda arteriyel ya da venöz kateterizasyon ile arteriyel ve venöz kan gazları ile hematolojik ve biyokimyasal değişkenleri ölçebilmek de mümkünüdür.
Kardiyopulmoner egzersiz testlerinin değerlendirilip yorumlanması ise sistematik bir yaklaşımı gerekmektedir. Test sonuçlarını değerlendirirken VO2, anaerobik eşiğin varlığı, EKG bulguları, nabız oksijeni, ölü boşluk tidal hacim oranı (VD/VT) ve solunum gazlarından türetilen değişkenler yorumlamada kullanılmaktadır.
Gerek sağlık bireylerin fiziksel durumlarının tespit edilmesinde olsun gerek hasta bireylerin teşhis veya tedavinin etkinliğinin değerlendirilmesi olsun kardiyopulmoner egzersiz testlerinin klinik fizyoloji ile egzersiz fizyolojisindeki rolü tartışılmaz derecede önemlidir. Testlerin sağlıklı biçimde yorumlanabilmesi teorik bilginin yanında belirli düzeyde deneyim ile mümkün olabilmektedir.
Prof. Dr. S.Sadi Kurdak, Dr. Kerem Özgünen
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Spor Fizyolojisi Bilim Dalı |